Gemiler Yüzerken Madeni Para Neden Batar?
—
Bir Gün… Kayseri’de Bir Kahve Duruşu
Hayat bazen sana tam da istediğin şeyi vermez. Kayseri’de, o sıcacık kahve dükkanında, 25 yaşımın arifesinde, bir an gözlerimi kapatıp hayatı düşünürken, bir soru aklıma takıldı. Belki garip, belki de bana özgü bir soru ama ben hep garip soruların peşinden giderim: Gemiler yüzerken madeni para neden batar?
Bu soruyu sorarken tek başıma değildim. Yine bir sabah dostlarımla buluşmuştum. O an, sabahın o serinliğinde, Kayseri’nin tadını çıkarırken, hayatımda bir şeyler eksikti. Kafamda beliren bu soru, yavaşça zihnimi sardı. Biraz dertli, biraz yalnız ama bir o kadar da meraklıydım. Hayatımın son yıllarına dair hep aynı soruları sordum: Neden bazı şeyler birden kaybolur? Neden bazı hayaller batarken, bazen gözyaşları bile sızmaz? Bu soru da bana her şeyi hatırlattı. Bir madeni paranın neden battığını düşündüm? Hangi hayalin veya duygunun, suyun dibine gömülmesi gerekti?
—
Hayatın Dalgalarındaki Madeni Paralar
Dalgaların sesi kulaklarımda çınlarken, bir an denizin içine dalıp gitmek istedim. O an içimdeki bir yer, bana bir gemiyi, bir madeni parayı hatırlatıyordu. Gemiler yüzerken, neden bir madeni para batar? Belki de bazı şeyler sadece batmalıydı.
Yazın bir sabahıydı, denizin sıcak rüzgarını hissetmiştim. Birinin kaybolan bir şeyi bulması gibi, kaybolan hayallerimi arıyordum. Benimle aynı yaştaki, belki de benden önce büyüyen birçok insan gibi, her şeyin ortasında kalıyordum. Bir madeni para, bazen geminin en derin yerinde kaybolan bir umut gibi batıyor. Ve hiçbiri yerinden kalkamıyor. Madeni para, o geminin içinde kaybolur, dibine çekilir. Ama o paranın gittiği yer, belki de batan hayalin ta kendisidir.
—
Gözyaşlarım ve Hayal Kırıklıklarım
Gençken hayallerim vardı, çok büyük hayaller. Hayatımı şekillendirecek, dünyayı değiştirecek kadar büyük hayaller. Bir nevi “başarmalıyım” baskısı içindeydim. Her sabah kalkıp, o dünyayı değiştirmek için her şeyimi koymam gerektiğini hissediyordum. Ama bazen işler yolunda gitmiyor. Hayaller birer madeni para gibi düşüyor. O kadar yüksekten, o kadar umutla atıyorsun ki, batmak zorunda kalıyorlar. Çünkü en dip, aslında en gerçek yerdir. Ve sen, o hayali batarken izlerken, bunun başka bir açıklaması yoktur.
Bazen insanlar bana sorar: “Gerçekten neyi bekliyorsun?” ve ben cevap veremem. Beklediğim şey sadece umut ama o da zamanla kayboluyor. Hangi hayalim suyun altına düşüp kaybolacak, bilemiyorum. Hangi birinin yüzeye çıkması gerektiğini ya da hangi birinin battığını. Ama her geminin altında bir madeni para var. Ve o madeni para, bazen karşımıza bir kaybolan hayal gibi çıkar. Sadece batmak zorundadır.
—
Bir Sabaha Uyanan Umut
Bütün bu düşünceler içinde, bir an, gözlerim yeniden açıldığında, o kahve dükkanındaki dostlarımın yüzlerini gördüm. Kahvemi içerken, belki de hayatın bana bu soruyu sormasının, çok daha derin bir anlamı vardı. Kayseri’nin caddelerinde yürürken, her an bir kaybolan hayal gibi hissettim. Belki de yaşamam gereken tek şey, hayalin batarak kaybolmasına izin vermekti. O batma, belki de yeniden doğmanın başlangıcıydı.
Gemiler yüzerken madeni para neden batar? sorusunun cevabını bulamadım. Ama her batış, bir dönüşüm. Her kayboluş, bir başka yeniden doğuştu. Hayal kırıklıklarının dibinde belki de kendi yolum vardı. Ve o yol, bana kaybolmuş hayallerimi hatırlatıyordu. Gemiler, denizlerin üzerinde yüzerken, o madeni paranın batması aslında hayatın bir döngüsüydü.
Benim yaşadığım her an, tıpkı o madeni parayı bulmak gibi; kaybolan her şeyin yerini başka bir şey alıyordu. Ve en sonunda, o gemiler, yine yüzmeye devam edecekti.
—
Biri Kaybolan, Diğerini Bulur
Hayat, bence bazen batışa izin verir. Ama batış, bazen seni en dipten alıp, en yükseğe de çıkarabilir. İşte o madeni para, aslında hayattaki kaybolan ama bir şekilde yeniden kazanılacak olan duygularımızı sembolize ediyor. Bir kayboluş, yenilikleri de beraberinde getirir. Tıpkı o geminin suyun üstünde süzülen yolculuğu gibi.
Bilinçli olarak hayatta yaşadığımız her batış, aslında bir tür dengeyi simgeliyor. Bazen batacak ama sonunda bir başka gemi, bir başka madeni para yüzecek. Şimdi bu düşüncelerle, Kayseri’nin o soğuk ama sıcak sabahına bir adım daha yaklaşıyorum. Beni ne beklediğini bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: hayat bir yolculuk ve her yolculukta bir gemi bir madeni para gibi batabilir.
Ve belki de kaybolan her şeyin aslında bir anlamı vardır.