Bugün sizlerle “Arkadaş nikah şahidi olur mu” konusunda işinize yarayabilecek bilgileri paylaşacağız.
Bir Nikâh Masasında Başlayan İç Sesler
Kayseri’de akşamlar hep biraz erken çöker. Güneş daha ufkun üstünde asılıyken bile sanki biri perdeyi çekmiş gibi şehir sessizleşir. O gün de öyleydi. Evden çıktığımda gökyüzü turuncuya çalıyordu ve içimde garip bir sıkışma vardı. Sanki bir şey olacak ama ne olduğunu ben bile bilmiyordum.
Elimde küçük bir hediye paketi, içimde ise yıllardır taşıdığım bir arkadaşlığın ağırlığı vardı. Burak’la çocukluktan beri beraberdik. Aynı sokakta büyümüş, aynı bakkaldan sakız almış, aynı hayallerin peşinden koşmuştuk. Ama insan büyüyünce bazı şeyler değişiyor. Bazı sessizlikler bile değişiyor.
O gün onun nikâhına gidiyordum.
Ve asıl mesele şuydu:
“Arkadaş nikah şahidi olur mu?”
Bunu günlerdir içimden tekrar edip duruyordum. Sanki cevabı bilsem her şey daha kolay olacakmış gibi.
Bir Dostluğun İçinde Biriken Sessizlik
Burak’la aramızda garip bir mesafe oluşmuştu son yıllarda. Ne kavga etmiş, ne de tamamen kopmuştuk. Daha çok… susmuştuk.
Ben üniversite için şehirden uzaklaştığımda başlayan bir sessizlikti bu. Önce mesajlar azaldı, sonra “nasılsın”lar uzadı, sonra tamamen yüzeysel oldu. Oysa ben hâlâ onun çocukluk kahkahasını hatırlıyordum. Hâlâ mahalledeki o eski duvarın üstünde oturup hayal kurduğumuz günleri unutamıyordum.
Dönüşümde onun hayatı bambaşka bir yöne gitmişti. İş, sorumluluklar, yeni insanlar… Ve biri vardı artık: Elif.
İlk duyduğumda içimde tuhaf bir şey kırılmıştı. Kıskançlık değil belki ama… yerini bulamayan bir alışkanlığın boşluğu.
Davetiye Geldiğinde
Davetiye elime geçtiğinde uzun süre masanın üstünde durdu. Açmadım bile ilk başta. Sadece baktım. Üzerinde isimler yazıyordu: Burak ve Elif.
Benim adım yoktu elbette.
Ama aklımda tek bir şey dönüp duruyordu:
“Arkadaş nikah şahidi olur mu?”
Sanki davetin içinde gizli bir soru vardı da bana soruluyordu.
O gece odamda uzun süre uyuyamadım. Tavana bakarken çocukluğumuz geldi aklıma. Bir gün bana “Ben evlenirsem şahidim sen olursun” demişti. O zamanlar bunun ne kadar uzak bir ihtimal olduğunu düşünürdüm. Şimdi ise tam karşımdaydı.
Ama çağrılmamıştım.
Nikâh Günü: İçimdeki Kalabalık
Nikâh salonuna girdiğimde herkesin yüzü başka bir hikâye anlatıyordu. Gelinliğin beyazı, ışıkların sertliği, insanların fısıltıları… Hepsi birbirine karışmıştı.
Bir köşede durdum. Kimseye görünmeden.
Burak’ı gördüğüm an içimde bir şey hızla çekildi. Daha olgun, daha ciddi, ama hâlâ aynı bakış. Sadece biraz daha uzak.
Yanında iki şahit vardı. Biri damat tarafından, biri gelin tarafından. Her şey düzenliydi. Planlıydı. Eksiksizdi.
Ama benim içimde eksik olan bir şey vardı.
Kendime tekrar sordum:
“Arkadaş nikah şahidi olur mu?”
Cevabı o an bilmiyordum ama hissettiğim şey belliydi: Olmayabilirdi.
Göz Göze Gelme Anı
Bir ara göz göze geldik.
O an zaman durdu gibi oldu. Kalabalık silindi, sesler azaldı. Sadece o bakış kaldı.
Ne o yanıma geldi, ne ben ona.
Sadece baktık.
O bakışta çok şey vardı. Belki söylenmemiş özürler, belki unutulmuş sözler, belki de artık geri alınamayacak zamanlar.
Sonra başını hafifçe çevirdi.
Ve nikâh başladı.
İçimde Kopan Sessiz Fırtına
İmam ya da nikâh memuru konuşurken ben sadece ellerime baktım. Neden burada olduğumu sorguladım. Bir dostun en önemli gününde dışarıda kalmak nasıl bir his olabilirdi?
Bir yanım mutlu ol dedi. “Bak, hayatını kuruyor. Sevdiği insanla.”
Diğer yanım ise sessizce bağırıyordu: “Peki ya biz?”
Biz dediğim şey aslında çoktan geçmişte kalmıştı belki de. Ama insan bazı geçmişleri bırakmakta geç kalır.
İçimden defalarca tekrar ettim:
“Arkadaş nikah şahidi olur mu?”
Bu soru artık bir meraktan çok bir kabulleniş gibi duruyordu.
Hatıraların Ağırlığı
Nikâhın ortasında bir an eski günler gözümün önüne geldi. Yaz akşamları, mahalle maçları, kaybedilen iddialar, paylaşılan sırlar…
Bir keresinde düştüğümde kolumu Burak tutmuştu. “Kalk, abartma” demişti gülerek.
O gülüşü hatırladım.
Şimdi o gülüş başka bir hayatın içindeydi.
Ben ise dışarıdan bakıyordum.
Alkışlar ve İçimdeki Boşluk
“Evet” dedikleri an salonda alkış koptu. Herkes ayağa kalktı.
Ben de kalktım.
Ama içimde bir şey oturdu.
Mutluluk muydum, hüzün müydüm, bilmiyordum. Belki ikisi birden. Belki hiçbiri.
Sadece ağır bir sessizlik vardı içimde.
Burak o an bana bakmadı bile. Belki fark etmedi, belki etmek istemedi. Bilmiyorum.
Ama ben onu gördüm.
Ve o an içimden geçen tek cümle şuydu:
“Demek böyle bitiyor bazı dostluklar.”
Dışarı Çıkarken
Salondan çıkarken hava serindi. Kayseri’nin akşam rüzgârı yüzüme çarptı. Sanki içimdeki sıkışmayı dışarı çekmek ister gibi.
Bir süre kapının önünde durdum.
Elimde hâlâ hediye paketi vardı. Vermemiştim bile.
Kendi kendime güldüm.
“Arkadaş nikah şahidi olur mu?” diye sorup duruyordum günlerdir. Ama belki de asıl soru bu değildi.
Asıl soru şuydu:
“Bir arkadaş, artık sadece hatıra olduğunda ne olur?”
Kendime Yazdığım Cümleler
Eve döndüğümde defterimi açtım. Hep yaptığım gibi.
Yazmaya başladım:
Bugün Burak evlendi. Ben oradaydım ama aynı zamanda yoktum gibi hissettim. Onun hayatında artık başka insanlar vardı. Ben sadece geçmişin bir köşesinde kalmışım gibi…
Kalem durdu.
Bir süre boş sayfaya baktım.
Sonra tekrar yazdım:
Arkadaş nikah şahidi olur mu?
Bu soru artık bir cevap aramıyordu. Sadece içimde yankılanıyordu.
Bir Dostluğu Büyüten ve Küçülten Şeyler
Zaman geçtikçe insan bazı şeyleri daha net görüyor. Dostluklar bazen büyük olaylarla değil, küçük uzaklaşmalarla bitiyor. Bir mesajın gecikmesi, bir aramanın yapılmaması, bir “sonra konuşuruz”un hiç gelmemesi…
Burak’la olan hikâyemiz de öyle olmuştu.
Ne büyük bir kavga vardı, ne dramatik bir kopuş.
Sadece hayat bizi farklı yerlere taşımıştı.
Ve ben bunu kabul etmeye çalışıyordum.
İçimde Kalan Soru
O gece uyumadan önce tekrar düşündüm.
Gerçekten arkadaş nikah şahidi olur mu?
Belki olur. Belki de olamaz.
Ama belki de mesele bu değildi.
Belki mesele, bir arkadaşın hayatında hangi rolü üstlendiğin değil, onun hayatında ne kadar iz bıraktığındı.
Benim izim kalmış mıydı bilmiyorum.
Ama onun benim içimde bıraktığı iz hâlâ duruyordu.
Umarız “Arkadaş nikah şahidi olur mu” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Syniti ailesiyle kalmaya devam edin!
Sonra Gelen Sessizlik
Aradan günler geçti. Kimseyle bu konuda konuşmadım. Burak’ı da aramadım. O da beni aramadı.
Ama içimde garip bir huzur oluştu zamanla.
Çünkü bazı soruların cevabı yoktur. Bazı hikâyeler sadece yaşanır ve kalır.
Ve ben artık şunu biliyordum:
Arkadaş nikah şahidi olur mu?
Bazen olur.
Bazen olmaz.
Ama her zaman bir yerlerde, iki insanın geçmişinde sessizce durur.