Uslamlama Nedir? Felsefe? Bir Kayseri Günlüğü
Bir Soru, Bir Düşünce: Uslamlama
Kayseri’de sabahları hava hiç beklenmedik şekilde soğuk olur. O soğuk sabahlara rağmen, şehri severim. Zaten Kayseri’yi seviyorum çünkü burada her şeyin bir anlamı var. O anlamı bazen bulmak zor, ama bulduğunda seni kavrayıp asla bırakmaz. Bu şehrin sokakları, o sokaklarda yürürken seninle konuşan insanlar ve bazen de onlara takılıp geride bırakmak zorunda kaldığın eski düşünceler… Ama bu yazı, Kayseri’den çok daha fazlasını anlatacak. Bu yazı, seni bir düşünceyle tanıştıracak: uslamlama.
Peki nedir bu uslamlama? Belki de hiç duymadığınız bir kavram, belki de her gün yaşadığınız bir şey. Bir kelime, bir anlam, bir felsefe… Bu yazıda uslamlamanın ne olduğunu, felsefesinin neden önemli olduğunu anlamaya çalışacağız. Ama önce, duygularımı ifade etmeme izin verin. Bu yazı, en derin hislerimi, kafamda yankılanan soruları ve içimde yankı yapan bir düşünceyi anlatacak.
Usamlamayı Anlamaya Çalışırken
Bir gün, Kayseri’nin kalabalık caddelerinden birinde yürürken bir şey fark ettim. O kadar alışmışım ki her şeyin bir şekilde anlamlı olmasına, aniden karşılaştığım bir sahne beni derinden etkiledi. Bir çocuğun gözlerinde, yaşadığı zorluklara rağmen, henüz kırılmamış bir umut vardı. O an fark ettim: İnsanın hayatında uslamlama bir tür kırılma noktasıydı. Felsefe diye düşündüm, insana dair her şeyin içinde uslamlama vardı. O çocuğun gözlerinde, sokakta yürürken, zamanın nasıl durduğunu düşündüğüm o anda uslamlama vardı.
Usamlamak, basit bir düşünme şekli değildir. Bir şeyin anlamını, derinliğini ve temeline inmenin adıdır. Tüm dünyayı bir kenara bırakıp sadece bir konuyu incelemektir. Usamlamak bir anlam arayışıdır. Bir noktada, bir şeyin ne olduğunu, neden olduğunu ve bizim buna nasıl baktığımızı anlamaya çalışmaktır. Bir tür odaklanma şeklidir. Peki ama bu, sadece felsefi bir soru mudur, yoksa hayatın ta kendisi midir? Bu soruyu kendime sormadan edemedim.
Bir Düşünceyi Derinlemesine İşlemek
O gün Kayseri’nin meydanında, bir kahve içmek üzere bir kafeye oturmuşken, aniden içimde bir şeyler değişmeye başladı. İnsanın kafasında düşünceler kimi zaman o kadar yoğunlaşır ki, dışarıdaki dünya her şeyden silinir. O an, zihnimde birkaç soru belirdi. “Neden her şeyin bir anlamı olmalı? Ya da biz neden bir anlam arıyoruz?” Bu soruları düşündüm, çünkü sorular bazen tek başlarına bile anlam taşır. Hemen not defterimi çıkarıp yazmaya başladım. Usamlamak aslında bu soruları derinlemesine düşünmekti. Bu da demek oluyor ki, insan bir konuda ne kadar çok düşünürse, o konuda ne kadar çok kafa yorarsa, sonunda bir anlam bulmaya daha yakın olur.
Bir şeyi anlamak sadece mantıkla değil, bazen duygularla da olur. Zihinsel olarak biz bir noktaya gelmeden, kalbimiz o noktada bir adım önce varmış olabilir. O yüzden uslamlamanın temelinde hem mantık hem de duygular vardır. Her şeyin bir anlamı olmasını istemek, insanın içindeki boşluğu doldurmanın bir yoludur. O boşluğu doldurmak, ruhu bir yerlere taşımak… Bu süreç, aslında insanın derinlerine inmektir. Kendini kaybetmek, sonra tekrar bulmak…
Bir Kapanış, Bir Başlangıç: Umut
Gün batarken, Kayseri’nin o eski taş binaları arasındaki gölgeler büyümeye başlar. Her şeyin üstü kapalı, her şeyin bir anlamı olmalı. Ama bir yandan da diyorum, belki bazen hiç anlam aramamak gerekir. Çünkü yaşamda uslamlama bazen, tüm sorulardan vazgeçmektir. Gerçekten anlam aramak, bazen sadece bir çocuğun gözlerindeki umutla bile karşılaşmaktır.
Uslamlama, hayatta bazen aradığın ama bulamadığın bir şeyi yavaşça keşfetmektir. O keşfi, bazen bir bakış, bazen bir ses, bazen de bir düşünceyle yaparsın. Bu yazı da bir arayıştı, çünkü uslamlamak sadece felsefi bir kavram değil, bence her insanın yaşamında anlam arayışıdır. Her şeyin nedenini, nedenini sorgulamak; sonra her sorudan anlamlar çıkarmak… O yüzden Kayseri’nin sokakları, o çocuk, o meydan… hepsi aslında birer uslamlama haliydi.
Sonuç Olarak: Kapanan Kapı, Açılan Pencere
Bazen içsel bir huzura ulaşabilmek için düşünmek gerekir. Bu yazıda, uslamlamanın anlamını daha derinlemesine anlamak istedim. Çünkü ben de bir insandım. Bazen duygusal anlamda tükenmiş, bazen her şeyin nedenini sorgulamış biriydim. Ama sonunda şunu fark ettim: Bir düşüncenin içinden çıkmak bazen, o düşüncenin içinde kaybolmaktan geçer. İşte uslamlama da tam olarak böyle bir şeydir.
Hikayenin başında kafamda soru işaretleri vardı, ama sonunda bir şeyleri daha net gördüm. Hayatta her şeyin bir anlamı vardır, ama bu anlamı bulabilmek için bazen çok derin düşünmemiz gerekir. İşte o an, uslamlama dediğimiz şey ortaya çıkar. Felsefi bir kavram gibi görünse de, aslında bir yaşam biçimi, bir düşünme tarzıdır.
Hayat, bazen sadece kaybolduğun anlarda bulduğun bir anlamdan ibaret. Uslamlama, o kaybolduğun anın içinde seni bulduğun andır.
Ve belki de her insan, bazen uslamlamayı bir yerde aramalıdır.