İçeriğe geç

Müderrisleri kim atar ?

Müderrisleri Kim Atar? Geçmişten Günümüze, Eğitim Dünyasında Bir Soru

Giriş: Öğretmenlerden Daha Fazlası

Bugün akşam, iş çıkışı bir kafede oturuyorum. Herkesin akşam yorgunluğu ve gündelik hayatın koşturmacası içinde olduğunu görmek, insanı biraz hüzünlendiriyor. Ama içimde bir şeyler var, bir soru belirdi kafamda: Müderrisleri kim atar? Eğitimle ilgili, üniversitelerdeki öğretim üyelerinin atanma süreci hakkında düşünmeye başladım.

Bir yandan da kendime diyorum ki, bu soruyu gündeme getiren sadece ben değilim. Herkesin kafasında bu soru var aslında ama belki de bazen çok sıradan görünen şeyler, biz bir adım geriye çekildiğimizde çok daha büyük bir anlam taşır. Eğitim sisteminin, özellikle akademinin içindeki bazı dinamikleri anlamaya başladıkça, mesele daha da karmaşıklaşıyor.

Bunun nedeni, müderrislerin kimler tarafından atandığı meselesinin sadece akademik bir konu olmanın ötesine geçmesi. Bir yanda devletin etkisi, diğer yanda üniversitenin iç yapısı ve belirli grup dinamikleri devreye giriyor. Bu yazı da biraz o karmaşayı çözmeye çalışacak, en azından ben kendi perspektifimden anlatmaya çalışacağım.

Geçmişte Müderrislerin Atanma Süreci: Osmanlı’dan Günümüze

Müderrislerin kimler tarafından atandığı meselesine gelmeden önce, biraz tarihsel bir bakış açısına ihtiyacımız var. Osmanlı döneminde müderris, genellikle devletin belirlediği, önemli görevlere sahip, dönemin eğitimini şekillendiren öğretmenlerdi. Hani bazen eski zamanlarda bir eğitimciye ya da ilim insanına “müderris” denirdi ya, işte o kişiler çoğunlukla padişahın, şeyhülislamın ya da kadıların önerileriyle atanırdı.

O zamanlar, müderrislerin göreve gelmesi, yalnızca akademik başarılarından değil, aynı zamanda toplumsal ve dini bağlamdaki ilişkilerinden de etkilenirdi. Çoğu zaman, güçlü bir desteğe sahip olmak, müderrislerin yükselmesindeki en büyük etkenlerden biriydi. Yani, bu durumu biraz daha somutlaştıracak olursak, “akademik başarı” tek başına yeterli olmuyordu. O dönemde müderrislerin atanmasında daha çok, bir tür “ilişki yönetimi” ve “sosyal bağlar” önemli bir rol oynuyordu.

Bugün, belki Osmanlı’dan çok farklıyız, ama hala belirli güç dinamikleri ve etkiler, eğitim sisteminin yönetilmesinde etkili olabiliyor.

Bugün, Müderrisleri Kim Atar? Akademinin Günümüz Dünyasında Durumu

Peki ya şimdi? Hani dedik ya, bu kadar geçmişe dönmek, sadece nostaljik bir yolculuk değil, aslında bugünü de anlayabilmek için bir araç. Bugün, akademik dünyada müderris olarak görev yapan kişiler, üniversitelerdeki akademik kurul ve rektörler tarafından atanıyor. Ancak burada da durup düşünmemiz gerekiyor: Bu atanma süreci ne kadar şeffaf ve bağımsız?

Evet, teorik olarak, üniversitelerde öğretim üyelerinin atanması bir dizi kurala ve düzenlemeye dayanıyor. Üniversite yönetimi ve akademik kurullar, adayları değerlendiriyor, akademik yeterliliklerini gözden geçiriyor. Ama gel gör ki, bu süreç çoğu zaman sadece akademik başarıyı değil, kişisel ilişkileri ve yerleşik güç yapıları da göz önünde bulunduruyor. Rektörlük seçimleri, bazen akademik liyakatten çok daha fazla etkili olabiliyor.

Bu noktada içimdeki insan tarafım devreye giriyor: “Peki ama bu, eğitim sistemini ve akademiyi gerçekten doğru bir şekilde işletebiliyor mu?” İçimdeki mühendis ise, “Mantıkla bakınca, her şeyin bir sistem ve düzen içinde olması gerekir. Bu tür güç dinamikleri, akademik başarının önüne geçmemeli.” diyor. Gerçekten de öyle. Bugün hala, üniversitelerdeki atanma süreçleri bazen “çevre” ya da “ilişkiler” üzerinden şekillenebiliyor ve bu, akademik sistemin tarafsızlığını sorgulayan önemli bir mesele.

Örnek Bir Durum: Günlük Hayatımda Karşılaştığım Zorluklar

Bunları düşünürken, aklıma günlük hayattan bir örnek geliyor. Ofiste yaşadığım bazı durumlar, aslında akademik dünyada olanlarla ne kadar paralel olabiliyor. Bir projeye başlamak için yöneticimle toplantıya girdiğimde, bazen “gerçekten bu proje üzerinde en çok çalışacak kişi ben miyim?” diye soruyorum. Çünkü, zaman zaman, işin içine insan ilişkileri girdiğinde, sistem dışı faktörler önemli bir rol oynayabiliyor.

Üniversitelerde de bazen benzer şeyler oluyor. Akademik liyakattan çok, hangi hoca ile daha yakın ilişki kurduğunuz veya hangi çevreye dahil olduğunuz, atama süreçlerinde belirleyici olabilir. Bu, hem benim gibi sıradan bir çalışanın hem de akademik dünyadaki bir öğrencinin hissettiği bir şeydir. Bu konuda hiç de yalnız olmadığımı düşünüyorum.

Gelecek: Müderris Atama Süreçleri Nasıl Değişebilir?

Gelecekte, müderrislerin atanma süreci nasıl değişir? Bu soru da kafamı kurcalıyor. Günümüzün teknolojik gelişmeleri ve şeffaflık talepleriyle, belki de gelecekte müderris atama süreçleri daha şeffaf ve sistematik hale gelebilir. Örneğin, dijital platformlar ve yapay zeka destekli değerlendirme sistemleri, akademik liyakatı daha doğru ve objektif bir şekilde belirlemeye yardımcı olabilir. Ancak, bu tür değişiklikler, eski alışkanlıkları ve güç dinamiklerini yıkmak anlamına gelir ki, bu da oldukça zor bir süreç.

Bir yanda, akademik başarı ve liyakat ön planda olmalı, diğer yanda ise insan ilişkileri ve sosyal ağların önemi tamamen göz ardı edilemez. Burada dengeyi nasıl kuracağız, bilmiyorum ama belki de gelecekte daha eşitlikçi, şeffaf bir sistem kurma fırsatımız olur.

Sonuç: Bir Sorunun Ötesinde

Sonuçta, müderrisleri kim atar sorusu, sadece akademik dünyayı değil, toplumdaki güç ilişkilerini de sorgulamamıza neden oluyor. Bugün, eğitim sisteminin ve akademinin geleceğini şekillendirecek olan bizleriz. Belki de hep birlikte bu sorunun cevabını daha şeffaf, adil ve liyakata dayalı bir şekilde bulmak için çaba göstermeliyiz.

Sonuçta, eğitimdeki bu güç dinamiklerini sorgulamak, sadece akademisyenlerin değil, her birimizin sorumluluğudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper güncel giriş